Çok değil geçtiğmiz hafta içinde Marmara’da 2 kez deprem oldu… Üstelik büyüklükleri 4 bile olmayan iki ufak sarsıntı… Ancak buna rağmen halkın üzerinde yarattığı panik yadsınamaz… Zira 99 depreminden bu yana biçilen vakit dolmak üzere… Dile kolay aradan geçen tam 27 sene… Elbette bir takım adımlar atıldı bugüne dek ama bugün atılan adım gerçek anlamda bir afet anayasasıydı… Hem de Türkiye’de bir ilke imza atıldı… Yıllardır deprem konuşulur. Fay hatları tartışılır, uzmanlar uyarır, riskli binalar gündeme gelir. Ardından günlük hayatın koşuşturması içerisinde bütün bu uyarılar unutulur. Ta ki başka bir şehirde yaşanan deprem, aynı endişeleri yeniden hatırlatana kadar... Oysa Bursa'nın afet gerçeği, gündemin yoğunluğuna göre önem kazanıp kaybedecek bir konu değil. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin 13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Azaltılması Günü'nde imzaladığı Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi, bu açıdan önemli bir adım. Türkiye'de bir ilk olarak duyurulan ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba'nın “Bursa'nın Afet Anayasası” olarak tanımladığı belge, afet yönetiminde yeni bir anlayışın kapısını aralıyor. Merinos'ta düzenlenen törenle kamuoyuna açıklanan beyannamenin en dikkat çekici yönü, kriz yönetiminden risk yönetimine geçişi esas alması. Yani deprem yaşandıktan sonra yapılacakları konuşmak yerine, olası kayıpları önceden azaltmaya odaklanmak. Bursa gibi eski yapı stokunun, yoğun sanayinin ve hızlı kentleşmenin bir arada bulunduğu şehirde bu yaklaşım son derece değerli.
BİBA'NIN MESAJI ÖNEMLİ
Törende konuşan Başkan Vekili Şahin Biba'nın şu sözleri dikkat çekiciydi: “Yönetimler ve isimler değişebilir; ancak bu şehrin afet güvenliği yaklaşımı asla geriye gidemez.” Türkiye'de bazı projelerin ömrünün, onları başlatan yöneticilerin görev süresiyle sınırlı kaldığını biliyoruz. Ancak afet güvenliği, siyasi tercihlere veya seçim takvimlerine göre şekillendirilemeyecek kadar hayati. Bu nedenle beyannamenin üniversiteler, akademik odalar, ilçe belediyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla imzalanması da ayrıca anlamlı. Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile yürütülen çalışmaların bilimsel altyapıya katkı sunması ise projenin güçlü taraflarından biri.
BÜYÜK SORUMLULUK
Beyannamede deprem dirençli yapılardan altyapı güvenliğine, yapı denetiminde şeffaflıktan afet eğitimlerine kadar dokuz temel taahhüt bulunuyor. Özellikle kentte yapılacak yatırımların afet güvenliği açısından değerlendirilmesi önemli. Yolların afet anında ulaşımı sağlayabilecek, parkların gerektiğinde toplanma alanı olarak kullanılabilecek, kamu binalarının ise afet sonrasında hizmet verebilecek şekilde planlanması hedefleniyor. Elbette bu noktada Bursalıların yanıtını beklediği sorular da var. Riskli yapıların tespiti hangi takvimle yapılacak? Öncelikli dönüşüm bölgeleri nasıl belirlenecek? Çalışmalara ne kadar kaynak ayrılacak? Büyükşehir Belediyesi'nin bu taahhütlerin gerçekleşme durumunu düzenli olarak kamuoyuyla paylaşması, çalışmanın güvenilirliğini daha da artıracaktır.
BURSA'NIN GELECEĞİ İÇİN...
Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin attığı bu adımı değerli buluyorum. Şahin Biba'nın afet güvenliğini siyasi görüşlerin üzerinde tutan yaklaşımı ve Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı'nın ortaya koyduğu çalışma takdiri hak ediyor. Ancak afetlere dirençli şehirler, yalnızca hazırlanan belgelerle değil; güvenli binalarla, sağlam altyapıyla ve bilinçli toplumlarla oluşturulur. Merinos'ta atılan imzaların mahallelere, sokaklara ve vatandaşın günlük yaşamına yansıması gerekiyor. Bugün ortaya konulan iradenin yarın somut yatırımlarla desteklenmesi, Bursa'nın geleceği açısından çok daha anlamlı olacak. Bursalılar artık deprem korkusuyla yaşamaktan değil, güvenli bir şehirde yaşamaktan söz etmek istiyor. Büyükşehir'in başlattığı bu çalışmanın, yıllar sonra Bursa'nın afetlere hazırlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak anılmasını diliyorum.
9 ADIMDA NE VAR?
Birincisi, afet dirençli kent planlaması. Yeni yerleşim alanları belirlenirken zemin yapısı ve afet riskleri dikkate alınacak. Riskli bölgelerde yapılaşma kararları bilimsel verilerle şekillenecek.
İkincisi, deprem dirençli yapılar. Yeni binalarda deprem güvenliği temel şart olacak. Mevcut yapı stokunun incelenmesi ve riskli binaların dönüşümü ise Bursa'nın en önemli ihtiyaçlarından biri.
Üçüncüsü, köprü ve ulaşım güvenliği. Olası bir depremde ana arterlerin, köprülerin ve acil ulaşım güzergâhlarının kullanılabilir kalması hedeflenecek.
Dördüncüsü, altyapı güvenliği. İçme suyu, kanalizasyon ve diğer kritik altyapı sistemlerinin afet sonrasında da çalışabilmesi için önlemler alınacak.
Beşincisi, yapı denetiminde şeffaflık. Vatandaşın yaşadığı binanın güvenliğine ilişkin doğru bilgiye ulaşabilmesi ve denetim süreçlerinin teknik güvencelerle yürütülmesi önem kazanacak.
Altıncısı, akıllı şehir ve kent bilgi sistemi. Riskli yapılar, altyapı ağları ve afet müdahale noktalarına ilişkin verilerin dijital ortamda değerlendirilmesi, müdahale kapasitesini güçlendirecek.
Yedincisi, iklim ve çoklu afet yaklaşımı. Bursa yalnızca depreme değil; sel, heyelan, orman yangınları ve aşırı hava olaylarına karşı da hazırlanacak.
Sekizincisi, afet eğitimleri ve kurumlar arası iş birliği. Okullarda, mahallelerde ve kamu kurumlarında düzenli eğitimler ve tatbikatlar yapılması, afet anındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedeflenecek.
Dokuzuncusu, özel gereksinimli ve kırılgan grupların korunması. Engelli bireyler, yaşlılar, çocuklar ve yardıma ihtiyaç duyan vatandaşların tahliye, barınma ve acil müdahale ihtiyaçları afet planlarının ayrılmaz parçası olacak.
YOL HARİTASI HAZIR…
Kâğıt üzerinde bakıldığında oldukça kapsamlı bir yol haritası var. Ancak Bursalılar için bu taahhütlerin değeri, kaç maddenin imzalandığından çok, kaç mahallenin güvenli hale getirildiğiyle ölçülecek. Örneğin Yıldırım'da riskli bir binanın dönüşmesi, Osmangazi'de dar sokakların acil ulaşıma uygun hale getirilmesi, Nilüfer'de toplanma alanlarının güvence altına alınması ya da Gemlik'te kritik altyapının güçlendirilmesi, bu beyannamenin kent yaşamındaki gerçek karşılığı olacaktır. Bursa'nın ihtiyacı, dokuz maddelik bir iyi niyet açıklamasından fazlası. Her maddenin takvimi, bütçesi, sorumlusu ve ölçülebilir sonucu olmalı. Büyükşehir Belediyesi bunu başarabilirse, bugün imzalanan belge yalnızca bir törenin hatırası olarak kalmayacak; Bursa'nın geleceğine bırakılmış kalıcı bir eser haline gelecektir.