Gündem dediğimiz şey bazen insanın başını döndürüyor. Bursa’da daha Gastronomi Festivali’nin kalabalığını, ulaşım zammını, belediye meclisindeki tartışmaları, CHP’de değişen dengeleri konuşurken Manisa’dan gelen haber bütün gündemin üzerine kara bir perde çekti. Bir okulun yakınında silah sesleri… Yaralanan öğrenciler… Koşuşturan öğretmenler, ambulanslar ve okul kapısında çocuklarından gelecek haberi bekleyen aileler… İşte tam burada siyaseti, festivali, belediye tartışmalarını bir kenara bırakıp kendimize çok daha önemli bir soru sormamız gerekiyor: Biz çocuklarımızı nereye doğru götürüyoruz? Çünkü bir çocuk okula giderken çantasına kitap koyuyorsa bu normaldir. Ama başka bir çocuk eline silah alabiliyorsa orada yalnızca bir kişinin değil, toplumun tamamının düşünmesi gereken büyük bir sorun vardır.
OKUL KAPISINDA SİLAH VARSA…
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınlarında yaşanan saldırıda 3’ü ağır 11 öğrencinin yaralanması, sıradan bir üçüncü sayfa haberi olarak görülmemeli. Hele şüphelinin de 15 yaşında olduğuna ilişkin bilgiler düşünüldüğünde mesele çok daha ürkütücü hale geliyor. Soruşturma elbette saldırının nasıl gerçekleştiğini, silahın nereden geldiğini, kimlerin ihmali bulunduğunu ortaya çıkaracak. Ancak bizim asıl konuşmamız gereken başka bir şey var. Çocuklardaki öfke, akran zorbalığı, şiddetin normalleşmesi… Ve silaha erişim. Her olaydan sonra birkaç gün konuşup sonra yeni gündemin peşine takılıyoruz. Sonra başka bir şehirden başka bir acı haber geliyor. Oysa okul dediğimiz yer çocuğun kendisini en güvende hissetmesi gereken yerlerden biridir. Anne çocuğunu sabah okula gönderirken “Acaba bugün başına ne gelecek?” diye düşünmeye başlamışsa, toplum olarak ciddi bir alarmın içindeyiz demektir. Milli Eğitim Bakanlığı müfettiş görevlendirdi, psikososyal destek ekipleri bölgeye gönderildi. Bunlar gerekli. Ama yetmez. Biz artık olay olduktan sonra ne yaptığımızdan çok, olay olmadan önce ne yapamadığımızı konuşmalıyız.
TOPLU TAŞIMA KAMU HİZMETİDİR
Manisa’da bunlar yaşanırken Bursa kendi telaşında. Festival bitti ama tartışması bitmedi. Siyaseti de oldukça hareketli. Belediye meclisleri hareketli. CHP’de taşlar yerinden oynuyor. Ve vatandaşın cebini doğrudan ilgilendiren ulaşım zammı gündemin tam ortasında duruyor. BursaRay’da tam bilet 40 liradan 50 liraya çıktı. Öğrenci tarifesi de 10 liradan 12,50 liraya yükseldi. Yüzde 25… Rakam küçük görünmesin. Her gün işe gidip gelen bir insan için ay sonunda ciddi para. Hele bir evde iki öğrenci varsa hesabı siz yapın. Üstelik zamanlama da manidar! Öğrenciler yeniden yollara düşüyor… Ailelerin kırtasiye, servis, forma, yemek derken zaten beli bükülmüş… Tam o sırada ulaşım zammı geliyor. Belediyenin maliyet hesabı vardır elbette ama işte sosyal belediyecilik tam burada sınanır. Çünkü toplu ulaşım yalnızca “maliyet-gelir” tablosuyla yönetilecek bir ticari işletme değildir. Toplu taşıma bir kamu hizmetidir.
BİBA’NIN SINAVI ŞİMDİ BAŞLIYOR
Mustafa Bozbey’in görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir’de Başkan Vekili olarak görevi sürdüren Şahin Biba açısından da önümüzdeki dönem kolay olmayacak. Bir tarafta ekonomik tablo… Bir tarafta vatandaşın beklentisi… Bir tarafta belediye meclisindeki siyasi gerilim… Diğer tarafta devam eden yatırımlar. Biba’nın elektrikli otobüs hamlesini bu nedenle önemsiyorum. Dört elektrikli otobüs hizmete başladı. Hedef 2027’nin ilk yarısında 54 elektrikli otobüs. Doğru bir yatırım. Çevreci tarafı bir yana, asıl önemli kısmı işletme maliyetlerini aşağı çekebilme ihtimali. Ama vatandaş şunu soracaktır: “Otobüsün maliyeti düşüyorsa benim biletim ne zaman ucuzlayacak?” Haklı soru. Biba bunu başarırsa hanesine önemli bir artı yazar. Başaramazsa vatandaş elektrikli otobüsü değil, kartından çekilen 50 lirayı hatırlar.
CHP BURSA’DA KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYOR
Bir başka sıcak başlık CHP Bursa’da… Malum İl Başkanı Turgut Özkan’ın görevden alınarak yerine Deniz Baykal’ın getirilmesi ve ardından gelen istifa… Osmangazi’deki değişim… Belediye meclislerindeki hareketlilik… Belli ki CHP Bursa’da kartlar yeniden dağıtılıyor. Kulislerde çok şey konuşuluyor. Kim kimin yanında? Kim Genel Merkez’e yakın? Kim hangi belediye başkanıyla hareket ediyor? Kim önümüzdeki döneme hazırlanıyor? Bunların bir kısmı iddia, bir kısmı siyasi yorum. Ama görünen gerçek şu: CHP Bursa’da yeni bir güç dengesi kuruluyor. Üstelik Büyükşehir Belediyesi’ndeki mevcut tablo düşünüldüğünde bu değişim yalnızca parti binasının koridorlarını ilgilendirmiyor. Bursa’nın yönetimini de yakından ilgilendiriyor. Önümüzdeki günlerde belediye meclislerinde yaşanacak tartışmaları biraz da bu gözle izlemek gerekiyor.
BİR GÜNLÜĞÜNE OTOMOBİLSİZ BURSA…
Bu arada yazmadan geçemeyeceğim hafta sonunda Heykel’de güzel bir görüntü vardı. Atatürk Caddesi birkaç saat araçlara kapatıldı. Bisikletler, yürüyen insanlar, çocuklar, sokakta hayat… Bursa’nın yıllardır özlediği görüntülerden biri. Fakat burada da küçük bir çelişki var. Vatandaşa diyorsunuz ki: “Özel otomobilini bırak, toplu taşımayı kullan.” Vatandaş da dönüp soruyor: “Tamam da metro 50 lira!” İşte şehir yönetmek yalnızca slogan üretmek değildir. Bir tarafta otomobilsiz kent hedefi koyuyorsanız, diğer tarafta toplu ulaşımı vatandaş için gerçekten ulaşılabilir hale getirmeniz gerekir. Aksi halde vatandaş çevre duyarlılığından önce ay sonunu düşünür. Ki haksız da değildir.
ÖNCE ÇOCUKLARIMIZ
Yazımızın girişiyle sonunu getirelim… Bugün büyük acı Manisa’da yaşandı. Yarın başka bir şehirde yaşanmaması için yalnızca polisiye tedbirleri değil, çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğimizi de konuşmalıyız. Silahı kimin ateşlediği değil, o çocuğu silahın tetiğine kadar getiren yolu da görmek zorundayız. Bursa’da siyaset devam eder, festivalin yenisi yapılır, ulaşım tarifesi yine değişir, başkanlar gelir, başkanlar gider ama kaybettiğimiz bir çocuğun geleceğini geri getiremeyiz. O yüzden bugün Manisa’dan gelen silah sesine Bursa da kulak vermeli. Çünkü o ses aslında hepimize aynı şeyi söylüyor: Çocuklarımızı koruyamazsak, konuştuğumuz diğer bütün meseleler ayrıntıdan ibaret kalır. Kalın sağlıcakla…