KÖŞE YAZISI

İnegöl’ün artısı ‘+1 Başkan’

25.04.2026 23:51
İnegöl’ün artısı ‘+1 Başkan’

Geçtiğimiz gün İnegöl’de çok ama çok değerli bir ziyaret yaşadım… Belediyecilik denildiğinde akla çoğu zaman asfalt gelir, kaldırım gelir, park gelir, bütçe gelir. Rakamlar konuşulur, projeler anlatılır, ihaleler sıralanır. Oysa bir şehri şehir yapan şey bazen yapılan yol değil, açılan yoldur. İnegöl Belediyesi’nin “Başkan +1” uygulaması da tam olarak böyle bir kapıyı aralıyor. Üç yıl önce belediyenin kapısını çalıp “Ben burada çalışmak istiyorum” diyen down sendromlu Can Ahmet Haymana, bugün İnegöl Belediyesi’nin en özel mesai arkadaşlarından biri. Takım elbisesini giyip her sabah işine geliyor, evrak takibi yapıyor, toplantılara katılıyor, misafir ağırlıyor. Üstelik bunu bir gün heves edip ertesi gün vazgeçen bir motivasyonla değil; üç yıldır istikrarlı, düzenli ve sahiplenilmiş bir sorumlulukla sürdürüyor. İşin en kıymetli tarafı da burada başlıyor zaten.

‘FARKINDALIK’ CESARETİ
Çünkü bu hikâye, dışarıdan bakıldığında “ne güzel bir sosyal sorumluluk örneği” gibi görülebilir. Ama biraz yakından bakınca bunun bir vitrin çalışması değil, gerçek bir sosyal katılım modeli olduğu anlaşılıyor. Can Ahmet’e yalnızca bir masa verilmemiş. Ona bir rol verilmiş, bir sorumluluk verilmiş, daha önemlisi bir aidiyet verilmiş. Bugün toplumun en büyük eksiklerinden biri, özel gereksinimli bireylere acıyarak yaklaşmak ama alan açmamak. Alkışlamak var, sahiplenmek yok. Tebessüm etmek var, birlikte üretmek yok. Çoğu kurum “farkındalık” cümlelerini seviyor ama gerçek dahil etme konusunda aynı cesareti gösteremiyor.
 İnegöl Belediyesi’nin yaptığı iş tam da bu yüzden dikkat çekici. Çünkü burada mesele bir bireyi görünür kılmak değil; onu sistemin bir parçası haline getirmek.  “Başkan +1” tabelası ilk bakışta sembolik bir jest gibi durabilir. Ama aslında çok daha güçlü bir mesaj taşıyor. Toplumun yıllardır “eksik” diye baktığı bir bireye, +1 diyerek fazlalık değil değer yüklemek, başlı başına bir bakış açısı meselesidir. Ve bazen belediyecilik tam da budur.
Bir şehri yönetmek sadece yolları düzenlemek değil, hayata katılımı da düzenlemektir. Sosyal belediyecilik sadece yardım kolisi dağıtmak değil, insanlara kendilerini değerli hissedecek alanlar açmaktır. Can Ahmet’in hikâyesi bu yüzden sadece duygusal bir haber değildir; kamunun insanla kurduğu ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir örnektir.

ÖRNEK UYGULAMA
Üstelik bu dönüşüm yalnızca kuruma değil, Can Ahmet’in hayatına da dokunmuş görünüyor. Daha çok kitap okuyan, iletişimi güçlenen, sosyal hayata daha aktif katılan bir birey profili ortaya çıkmış. Demek ki mesele yalnızca istihdam değil; özgüven kazandırmak, ritim vermek, hayatın içine gerçek bir yer açmak. Bugün birçok belediye milyonluk projeler açıklıyor. Kimisi dev sosyal tesisler yapıyor, kimisi büyük meydanlar inşa ediyor. Elbette hepsi önemli. Ama bazen bir belediyenin en büyük projesi beton değil, insandır. İnegöl’de üç yıldır bir makam odasının yanında sessiz sedasız çok şey oluyor. Bir genç sabah takım elbisesini giyiyor, işine geliyor, sorumluluk alıyor, üretiyor, ait hissediyor. Ve bir şehir, belki de en anlamlı belediyecilik dersini tam orada veriyor: İnsana yer açmak, bazen bir şehre yapılan en büyük hizmettir.  İnegöl, sadece mobilyasıyla değil, aynı zamanda şehircilik anlayışıyla da dikkat çekmeye başladı. Bu değişimin merkezinde ise yerel yönetimin yaklaşımı yer alıyor. Öncelikle altyapı yatırımlarıyla başlayan süreç, İnegöl’ün kronikleşmiş bazı sorunlarına çözüm üretme noktasında önemli adımlar içeriyor. Yol düzenlemeleri, yeni ulaşım aksları ve alternatif güzergâhlar sayesinde şehir içi trafik kısmen rahatlatıldı.

KONTROLLÜ BÜYÜYEN KENT İNEGÖL
Özellikle gelişen mahallelerde yapılan planlı çalışmalar, “büyüyen ama kontrolsüz büyümeyen” bir İnegöl hedefinin işareti olarak okunabilir. Bunun yanında sosyal belediyecilik alanında da dikkat çekici projeler hayata geçirildi. Gençlere yönelik spor ve eğitim alanları, kadınlara yönelik destek programları ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı kolaylaştıran sosyal yardımlar, yerel yönetimin sadece fiziki değil toplumsal kalkınmayı da önemsediğini gösteriyor. Bu tür çalışmalar, bir şehri sadece yaşanabilir değil, aynı zamanda “aidiyet hissi güçlü” bir yer haline getirir. Kültür ve sanat alanındaki hamleler de göz ardı edilmemeli. İnegöl gibi sanayi kimliği ağır basan bir ilçede, kültürel etkinliklerin artırılması şehir hayatına denge getiriyor. Festivaller, sergiler ve yerel değerleri öne çıkaran organizasyonlar, kentin kimliğini zenginleştiriyor. Yaşanan tüm bu güzellikleri yerinde gözlemleme fırsatı bulduğum İnegöl ziyaretimde gördüğüm şu…. İnsanı esas alan ve belediyeciliğin gereğini her alan da hissettiren yaşatan bir yer İnegöl. Elbette bu eser Başkan Alper Taban’ın ve ekibinin eseri… Güzel şeyleri kaleme almak bizleri de umutlandırıyor Bursa adına… Umudumuzu kaybetmemek dileğiyle kalın sağlıcakla…

Haber Gönder