Bursa'da seçim denildiğinde akla önce siyaset gelir. Oysa kentin geleceğini doğrudan etkileyen seçimlerden biri de BTSO seçimleridir. Çünkü BTSO sadece bir meslek kuruluşu değildir. Bursa'nın ekonomisine yön veren, yatırım iklimini şekillendiren, sanayicinin, ihracatçının ve üreticinin ortak aklı olma iddiasındaki en önemli kurumlardan biridir. Bu nedenle BTSO'da yaşanacak yarışın sonucu yalnızca bir yönetim değişikliğini değil, Bursa'nın ekonomik geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Son dönemde iş dünyası kulisleri oldukça hareketli. Yeni isimler konuşuluyor. Yeni ekiplerin oluşturulduğu söyleniyor. Toplantılar yapılıyor, nabız yoklanıyor, hesaplar yapılıyor. Kısacası seçim atmosferi yavaş yavaş hissedilmeye başladı. Ancak tüm bu hareketliliğin içinde değişmeyen bir gerçek var: Konuşulan her senaryonun merkezinde yine İbrahim Burkay bulunuyor. Aslında bunun nedenini anlamak zor değil. Aradan geçen yıllar içerisinde BTSO'nun sadece kent içinde değil, Türkiye genelinde de örnek gösterilen projelere imza attığını görmek gerekiyor. Özellikle sanayi, teknoloji, ihracat ve uluslararası ticaret alanlarında hayata geçirilen projeler Bursa'nın vizyonunu genişletti.
Bugün TEKNOSAB konuşuluyorsa...
Bursa'nın teknoloji üretiminde yeni bir sayfa açmasından söz ediliyorsa... Bursa'nın küresel pazarlardaki rekabet gücü değerlendiriliyorsa... Bu tabloda BTSO yönetiminin ve İbrahim Burkay'ın imzasını görmezden gelmek mümkün değil. Elbette her seçim döneminde olduğu gibi eleştiriler de olacaktır. Olmalıdır da... Çünkü demokrasi farklı fikirlerin yarıştığı zemindir. Bu nedenle Burkay'ın seçim yarışına önemli bir avantajla girdiğini söylemek yanlış olmaz. Çünkü karşısına çıkacak adaylar gelecek için vaatlerini anlatırken, Burkay geride bıraktığı dönemde yapılan projeleri anlatma imkanına sahip. Bir başka ifadeyle bazıları ne yapacağını anlatırken, o ne yaptığını anlatıyor. İşte seçimlerin kaderini belirleyen fark da çoğu zaman burada ortaya çıkıyor. Üstelik Bursa'nın içinden geçtiği ekonomik süreç hiç de kolay değil. Sanayici maliyet baskısıyla mücadele ediyor. İhracatçı küresel rekabetin yükünü taşıyor. KOBİ'ler finansmana erişimde ciddi sorunlar yaşıyor. Böyle dönemlerde iş dünyası macera değil, öngörülebilirlik arıyor. Risk değil, tecrübe arıyor. İşte İbrahim Burkay'ın en güçlü olduğu alan da tam olarak burası. Ankara'da kurduğu temaslar, uluslararası platformlardaki temsil gücü ve BTSO'nun son yıllarda elde ettiği görünürlük, onu yalnızca bir aday değil, seçimlerin doğal favorisi konumuna getiriyor. Elbette sandık kurulmadan seçim kazanılmaz. Hiçbir yarış başlamadan bitmez. Rakipler de çıkacaktır. İddialı ekipler de kurulacaktır. Ancak bugün Bursa iş dünyasının koridorlarında dolaşan havaya bakıldığında şu gerçeği görmek mümkün: Herkesin bir adayı olabilir... Ama sahanın favorisi hâlâ değişmiş değil. BTSO seçimleri yaklaştıkça kulisler daha da ısınacak. Fakat son kararı dedikodular değil, üyelerin sandıkta vereceği tercih belirleyecek. Ve o tercih yapılırken üyeler yalnızca bugünü değil, Bursa'nın yarınlarını da oylayacak. Her zaman Bursa’nın kazanması dileğiyle, kalın sağlıcakla…